31 Mayıs 2013 Cuma

Toz


Tozu sevmem.

Her anlamda...

Ne evin, eşyaların üzerini kaplayan tozu,
ne de kalbimin.

Pırıl pırıl olsun,
temizlik, ferahlık koksun isterim her daim.

Ancak öyle huzurlu olurum, rahat edebilirim.

Ne var ki temizlik yapmayı da hiç sevmem.

Yemek yapmaya bayılırım bak,
saatlerce uğraşayım mutfakta, pişireyim, taşırayım hiç dert değil.

Ama temizlik yapmaya gelince sıra...

Bir tembellik çöker ki üstüme sorma.

Mesele evin tozuysa...

Her ne kadar evin hanımının asli görevi sayılsa da arada satarım Bülent'e ya da yardıma gelen Leyla'ya.

Kurtulurum en azından bir haftalığına.

Ama geldiyse sıra kalbi tozundan arındırmaya...

İşte orada ne Bülent kâr eder ne de Leyla.

Kalbin sahibinden başkasından yok fayda.

Ya kalp sahibi bu işe de çok üşeniyorsa?

Ne el atası ne de kalbindeki kir pasla yaşayası varsa?

N'olacak ya?


29 Mayıs 2013 Çarşamba

Özgüvende zirve


- Anne, okulda Muhammed diye bir arkadaşım var, çok iyi anlaşıyoruz onunla. Hep benimle oturmak istiyor, Deniz ne oynarsa ben de ondan oynarım diyor. Hem o kadar iyi bir çocuk ki kimseyi öğretmene şikayet etmiyor, kendine sataşanlara karşılık vermiyor. Benden bile daha terbiyeli!
 
- Böyle güzel bir arkadaşlığın olduğu için çok sevindim canım. Muhammed bence de çok sevimli bir çocuk, ayrıca çok da yakışıklı.
 
- Evet yakışıklı. Zaten bizim sınıfta sadece 3 tane yakışıklı çocuk var. Biri Osman, biri Muhammed biri de ben!


 

27 Mayıs 2013 Pazartesi

Çitlere dolanmış böğürtlen gibi yaşamak . . .



Geçen hafta bir arkadaşın bağ evine davetliydik.


Çevresindeki şatomsu bağ evlerine nisbeten pek mütevazi, küçücük bahçeli, tek katlı küçücük bir evdi.


Ama sanki o haliyle o şatomsu evlerden çok daha sevimli, sıcak, şirindi.


Zaten o yeşil, o gözün alabildiği yerlere kadar uzanan yeşil her şeye değerdi.


Tertemiz, mis gibi bir hava ve en güzeli kuş seslerinden başka hiç bir ses yok. 


Pardon, bir de çevreden geçen koyunların melemeleri var tabii.


Dalından koparıp yediğim erikler, kirazlar sanki manavlardakilerden kat kat lezzetli gibi geldi.


Misal, şu salkım dutun narin güzelliğine hayran olmamak mümkün mü?


Biz verandada oturup çay içerken bir de güzel yağmur yağdı, etrafı mis kokular sardı.
 Huzur öyle bir şeydi sanki.


Etrafta kediler, köpekler, ördekler... Şu fotoğraftakinin adı Şimşek. Mottosu "Beni sevin!"


Hep hayalini kurduğum bir yaşam aslında bu.


Gerçi böyle bir yaşamın hayalini kurmayan var mıdır ki?

23 Mayıs 2013 Perşembe

Kara kedi


Ah blogcuğum vah blogcuğum, birbirimize hasret kaldık be caanım blocuğum. Aramıza kara kedi mi girdi, ne oldu bize? Bizim eve bir kara kedi girdi ama zannetmem ki aramıza girme gibi bir hain niyeti olsun. Pek şekercik, pek masumcuk, 2 aylık bir yavrucuktu kendisi. Zaten aramıza nasıl girsin ki, sadece bir gün sürdü bizim evdeki misafirliği. Siyah tüylerinden dolayı bir günde ana evine geri gönderildi. Irkçı mıyız, neyiz ki? Bu deneyimle anlaşılmıştır ki, bizim ev ahalisi sadece beyaz veya sarı-beyaz kedileri amma velakin sadece ve sadece sarı-kırmızı takımları sevmekte. (Futbol muhabbetinin konumuzla herhangi bir alakası yok, araya sıkışıverdi kendi kendine.)


Biraz tembellik, biraz okulda başlayan yazılı döneminin bol işleri, biraz da güzelleşen havada odaya, bilgisayar başına takılıp kalmama isteğiyle açıklayabilirim bu yazmama halini. Ama sırf Umutcuğum, canımın içi kardeşim niye yazmadığımı, yoksa canımın mı sıkkın olduğunu merak edip beni aradığı için sık sık böyle aralar verebilirim. Bilginize...


8 Mayıs 2013 Çarşamba

Küsmek güzeldir!

Önceki gün okula bıraktığımda aramız bozuktu. Çok da bozuk değildi aslında ama o öyle algılamış sanırım. Okulda bana şu mektubu yazmış:


ANNEM      
        
ANNECİĞİM!
SENİ ÇOK SEVERİM,
CANIM BENİM!
SANA ÇOK ÖZÜR DİLERİM!
ÇOK ÜZGÜNÜM.
BİR DAHA YAPMIYACAĞIM,GÜZEL ANNECİĞİM.
UMARIM BARIŞIR ALLAĞIM.
AŞKIMSIN BENİİİİİM!
GÜZEL ANNECİĞİM.
SENİ,
CANIMDAN ÇOK SEVERİM
SENİN CANIN YANARSA,
BEN ÖLÜR GİDERİM,
SENİ DÜNYADAN BİLE ÇOK SEVERİM,
AŞKIMSIN BENİM.
SENİ ÇOK SEVERİM.

Her küskünlüğümüzde böyle bir mektup alacaksam her gün küserim ben bu küçük adama.
Bir de imza yapmış kendine, anneanneyle ortak çalışma sonucu.


Bu çizdiği resim de pek romantik:


Birbirimize sarılarak seyrettiğimiz mehtap olsa daha iyi olurmuş ama neyse ;)





6 Mayıs 2013 Pazartesi

Tabii ki şampiyon olduk


Ve tabii ki sokaklardaydık.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails