30 Nisan 2014 Çarşamba

Saçının teline kıyamadığım. . .


Dün o güzelim kız çocuğuna yaşatılanları dinledikten sonra hissettiğim en güçlü duygu dehşetti, arkasından inanamamazlık, nefret, üzüntü, müthiş bir acı...

Ve hemen arkasından "ben kendi evladımı nasıl korurum" endişesi. 

Çocuklarımız büyüdükçe her an gözümüzün önünde tutamıyoruz ne yazık ki. Ortalık bu kadar korkunç insanlarla doluyken bir an yanından ayrılmak istemememize rağmen mecburuz buna. Okula göndermeye mecburuz, arkadaşlarıyla bahçede oynamasına müsaade etmeye mecburuz, falan filan... Her an dilimde dua, Allah'ım Sen yavrumu koru, onun saçının teline zarar gelmesine izin verme, onu kötülerle karşılaştırma, onu muhafaza et.

Son günlerde haber seyretmeye meraklı Deniz. Haber dediysem siyasi haberler değil tabii, daha gevşek olanları. Dün yine haber izliyordu, ben tam odaya girdiğimde de Gizem'in haberini anlatmaya başlamıştı spiker. O korkunç ayrıntıları dinlemesini istemedim, aldım hemen kumandayı elinden, senle bir şey konuşmak istiyorum diyerek kapattım televizyonu. Detaylarına girmeden o sırada dinlemeye başladığı haberi ben anlattım ona. Kötü insanlar var dedim dışarıda, kimin kötü olduğunu da bilemiyoruz ne yazık ki. Üstelik biz de her an yanında olamıyoruz, o yüzden kendine dikkat etmeyi öğrenmelisin dedim. Sonra da alttaki yazıyı okudum ona, örnekler vererek izah ettim. Dikkatle dinledi, anladığı belliydi. Ama biraz sonra baktım, suratı endişeli, huzursuz. Korkuyorum ben dedi. Yine konuştuk, elimden geldiğince korkmasına gerek olmadığını ama biz yanında değilken tedbirli ve dikkatli olması gerektiğini iyice izah etmeye çalıştım.

Doğru mu yaptım, yanlış mı bilmiyorum. Hiç bahsetmemem, huzursuz etmemem gerekirdi belki. Ama o anlatınca korktu, bense anlatmasam korkuyordum. Korkular içinde yaşıyoruz vesselam. Aslında kimin kimi veya kimin kendisini korumaya gücü yeter ki. Tek bir Koruyucu var, O'na sığınmak tek çare.

Allah'ım hiç birimizi kötülerle karşılaştırma, özellikle de yavrularımızı.



29 Nisan 2014 Salı

Yarın


Yarın güzel ayların güzel günlerinin birincisi.
Yeni kararlar almak ve bunları uygulamaya başlamak için ne güzel bir vesile değil mi, ne dersin?

24 Nisan 2014 Perşembe

Sevgili'ye yakın olmak için: Mihmandar


Uzun zamandır okuduğum kitapları yazmadım. Zaten uzun zamandır doğru düzgün hiçbir şey yazmadım. Yazmadığım diğer şeyler buhar olup uçuyor amma velakin yazmadığım kitaplar, beni bir gün gelip yazmaya karar verirsem ben bu işin altından nasıl kalkarım endişelerine gark edecek denli hızla çoğalıyor. Neyse, bu konuyu günü geldiğinde düşünürüm, ben bugün buraya tek bir kitaptan bahsetmeye geldim. Mihmandar'dan.

Daha önceleri Peygamber'imizi(sav), sahabeleri anlatan çok kitap okumuştum. Epeydir, yine öyle bir kitap okumak, elimdeki sayfalar vesilesiyle O'nu(sav) anmak, O'na(sav) yaklaşmak, o havayı hissetmek istiyordum ama o istediğim kitap çıkmıyordu karşıma. Daha önce okuduğum kitapları da dönüp dönüp tekrar okumak istemiyordum doğrusu. Uzun zamandır beklemedeydim yani.

Mihmandar'ın çıktığını duyunca, bu niyetle, hemen aldım, hemen okudum. Kitapta, Rasulullah'tan(sav) benim arzu ettiğim kadar çok bahsetmemiş olsa da yazar, O'nun(sav) ahlakıyla ahlaklanmış, yaşayışını, düşünüşünü, attığı her adımı, alıp verdiği her nefesi O'nun(sav) gibi oldurmaya çalışan ve olduran büyük sahabe Ebu Eyyub el Ensari'yi(ra) okumak bile içimdeki susuzluğa bir pınar oldu, aktı, ferahlattı.

Kitabın son sayfasını bitirip, kapağını da kapattığımda ağzımdan şu cümleler döküldü:
"Rabbim, Sen benim yoluma bu kitabı çıkardın, beni de Sen'in için yollara çıkanlardan eyle."

İşin sırrı, Hz. Ebu Eyyub'un çizdiği yolda belki, her hareketini Peygamber'im(sav) bunu nasıl yapardı diye yapmakta. Belki de işin sırrı, ben O'nun(sav) zamanında yaşamadım ama ya O(sav) şimdi burda yaşıyor olsaydı, benim komşum olsaydı, şu sokağın köşesinden dönüverince karşı karşıya gelecek olsaydık, çarşıda, alışverişte denk gelme ihtimalimiz olsaydı, işte o zaman nasıl yaşardım, sorusunda. Hakikaten nasıl yaşardık acaba? Şu andaki yaşayışımızı aynen sürdürür müydük? Yoksa bazı hallerimizi değiştirme ihtiyacı hisseder miydik? 

Hadi diyelim bunların hepsi sonuçsuz kaldı, o yola çıkabilmek için belki kitapta geçen şu cümleler insanın aklını başına getirebilir:

" Soru çok yalındı: "Kutlu Nebi'nin dünyada işlenen günahların ölü dostlara ve akrabalara gösterildiğini söylediğini biliyor muydunuz, ya Eba Eyyub?" Sorunun akabinde hem Ebu Eyyub'un hem de Ömer oğlu Abdullah'ın aynı anda atlarından yere düşüvermeleri bir vaveyla kopmasına yol açtı."

"Şimdi, Dımaşk'tan çok uzaklarda, Konstantiniyye'ye iki konaklık mesafe kalmışken düşünüyorum da, sorulan soruya Abdullah ile Eyyub bile bayıldılarsa benim halim nice olur? Evvelce işlediğim günahlar ölü dostlarıma gösteriliyorsa mahşerde yüzlerine nasıl bakarım?... Ve daha önemlisi, şu fani dünyada işlediğim bir günahı ölmüş annemin öğrenmesi bile beni rahatsız ederken, nasıl oldu da ben onu işlerken Allah'ın bildiğinden rahatsız olmadım?"





Not: Bu satırları okuyup da, ben senin istediğin gibi kitaplar biliyorum diyenler, alta yazarlarsa gerçekten çok çok sevinirim.

22 Nisan 2014 Salı

Erkekler hakkında birkaç gerçek


Gerçek 1:

- Anne, erkekler, kendimi de katıyorum buna, çok nankörler. Hepimiz çok nankörüz.
- Hayırdır?
- Kadınlar, çalışıyor, eve geliyor, yemek yapıyor. Biz de sadece yiyoruz, sonra da geçip koltuğa oturuyoruz. Gerçekten çok nankörüz.

Gerçek 2:

Anneannesi gilde, ben de almak için gelmişim, aşağıda beyefendinin inmesini bekliyorum. Beklediğimi bildiği halde, hiç acele etmeyip aksine her şeyi ağırdan aldığını görünce dedesi uyarmak zorunda hissetmiş:
 - Oğlum, annen aşağıda bekliyor ya, hiç centilmen bir erkek bir hanımı böyle bekletir mi?
- Biz erkeklerin kanında var bu, hep kadınları bekletirler.

1 Nisan 2014 Salı

Bahar temizliği!


Bugün Özdemir İnce'nin köşe yazısından bahsetmek için oturdum bilgisayarın başına. Amaan dedim sonra kendime, yeter artık, siyaset, ülke, toplum, düşüne düşüne ne kadar üzüldün aylardır. Bırak artık bu işleri. Adı güzel, kendi güzel Nisan da gelmişken hazır, güzelliklerden bahset bundan böyle. İlk sırayı kozalaklar kaptı bile. 

Not: Ben yazmaktan vazgeçtim ama, sen istersen yine de bir oku derim, hemen şurada bak. Harika yazmış Özdemir İnce.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails