18 Kasım 2013 Pazartesi

Melaba!!!



Epeydir bloga yazmıyor gibi görünsem de aslında ben yazıyorum, hep yazıyorum, bilhassa da geceleri uykum kaçınca neler neler yazıyorum. Öyle konular, öyle ifadeler, öyle söz oyunları geliyor ki aklıma o saatte, o anda hepsini yazıya geçirsem bir Orhan Pamuk bile olurum belki. Ama benim Nobel'de falan gözüm olmadığından hiç de böyle bir işe girişmiyorum. Kolay mı gecenin 2'sinde yataktan kalk, bilgisayarı aç, bilgisayarın ışığı gözüne vursun, uğraş uğraş yaz... Kim alırsa alsın Nobel'i, banane.

 Bu ışık konusunu laf olsun diye söylemiyorum. Acayip huylanırım ben ışıktan, hele de gecenin o vaktindeki ışıktan. Mümkün olduğunca az ışık olsun, olan da kesinlikle gözüme gözüme girmesin, çaktırmadan yayılsın ortama isterim ben. Bizim evde kimse öyle geceleri kalkıp oranın buranın ışığını şakırdık şukurduk yakmaz. Bülent zaten benim gibiydi, Deniz de öğrendi artık. Gece tuvalete kalktığında falan -zaten artık bizi uyandırmıyor bebişim- öyle odamın ışığını açayım, koridorun ışığını açayım gibi sakıncalı işlere hiç yeltenmez. Sadece tuvaletin ışığı. En sessizinden ve en loşundan işini halleder, girer yatağına uyur. Aferin ona!

Neyse, uyku kaçınca diyordum değil mi? Bu sene ikide bir yaşıyorum bu durumu. Sabahçıyım ya, sabah daha güneş doğmadan uyanıyorum ya, bu bende bir stres yaratıyor bazı bazı, ya uykumu alamazsam falan diye. İşte bu korkuyla bazen akşamları erkenden yatağa giriyorum ben. Sonra da gecenin ikisi mi olur üçü mü olur, zınk diye uyanıveriyorum. Uykumu almışım, gayet dincim. Kafam cin gibi çalışıyor. En çok da bloga ne yazsam konusuna çalışıyor. Sürekli üretiyorum falan ama bir yandan da beni esir etmiş olan "ya yarın uykusuzluktan perişan olursam" endişesiyle uyumak için habire kendimi zorluyorum. Zorlamayla uyunmuyor tabii. Dönüp duruyorum yatakta saatlerce. 

Bazen sıkılıyorum blog konusundan, "düşündüğün bir işe yarasın bari, yarın ne giyeceğini düşün" diyorum kendi kendime. Ama bu konuda hep başarısız oluyorum. Yattığım yerden asla bulamıyorum ne giyeceğimi. Bütün gardrop gözlerimin önünde resmi geçit yapıyor ama ben kesinlikle iki parça şey bulup birbiriyle kombinlemeyi başaramıyorum. İşin doğrusu bunu, sabah olup gardrobun kendisi gözlerimin önünde kanlı canlı (kanlı canlı???) dururken de yapamıyorum. Elli tane şeyi çekiyorum çıkarıyorum, birbiriyle üstüste tutuyorum, bazen biri biraz kafama yatar gibi oluyor, üstüme giyiyorum, beğenmiyorum, geri çıkarıyorum... Yumurta kapıya dayanıp da artık evden çıkma anları kafamın içinden gelen "gerilim filmlerindeki müzikler" eşliğinde iyice yaklaşmaya başlayınca aniden mucizevi bir şekilde ne giyeceğimi buluyorum ve haldır huldur hazırlanıp, ancak zilin çaldığı saniye okulda hazır olacak şekilde atıyorum kendimi dışarı. Bu arada komik bir şey söyleyeyim, Bülent'le ikimizin dersleri aynı saatte başlıyor. Ama o sabah uyanmak için saatini benden 40 dk. sonraya kuruyor. 

Neyse, ne diyordum :))) İşte ben geceleri çok blog yazıyorum. Yazıya dökmüyorum sadece. Ufak bir sorun yani. Ama bundan sonra yazasım var. "Her güne bir post" gibi iddialı hedefler koymaya çekinsem de oldukça sık yazasım var. İnşallah, bakalım. 

Blog yazarken veya blog demeyelim, herhangi bir yere, herhangi bir şekilde yazarken, bana sanki kafanda bir delik açmışsın, içindekileri yavaş yavaş akıtıyormuşsun gibi geliyor. Bu boşaltma işini sık sık yaparsan, o tazyikle delik büyüyor ve daha çok boşaltıyorsun kafandakileri ve ilginçtir, kafandakiler hiç bitmiyor, hatta üsttekiler aktıkça alttan senin bile hiç farkında olmadığın şeyler çıkıyor. Ama boşaltmayı kesersen, zamanla kafandaki delik -kafan canlı bir organizma olduğundan- yavaş yavaş kapanıyor, sanki daha önce hiç açılmamış gibi oluyor hatta. Kapalı kalmasına izin verirsen zamanla kafan doluyor doluyor, sen bunun belki farkına varmıyorsun ama içindeki basınç seni rahatsız etmeye başlıyor. O basınçtan kurtulmak için ne yapmalı, bir iğne alıp, yeniden ufacık bir delik açmalı ve bu sefer boşaltmayı unutmamalı. 
Bir daha kapanmasın, acıyo...


10 yorum:

  1. Son paragrafın her kelimesine katılıyorum
    Güzel güzel yazılar yazman dileğiyle :)

    YanıtlaSil
  2. Aldığın bu karara çok sevindim. İnşallah uygularsın...

    YanıtlaSil
  3. son paragrafı hele de çok çook beğendiysem demek ... :)

    YanıtlaSil
  4. bu arada gardrob konusunda ben de öyleyim sanırım... lakin bazen tutturamıyorum, hemencecik giyinip çıkmam gerekiyor tatmin beklemeden :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Niye o kadar şık olduğun şimdi anlaşılıyor bebişim, gardrop önü fazla mesaisinden demek :))

      Sil
  5. hmmm. yazmak için söylediklerin..valla burdan çok mantıklı görünüyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Laf var da icraat yok bende :) Yine kaç gündür yazmıyorum...

      Sil

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails