6 Mart 2010 Cumartesi

5. YAŞ





Bugün Deniz'in doğumgünü.Dün okulunda bugün evde  iki ayrı kutlama yaptık.5 yıl geçmiş,5 koca yıl.Ne zaman?Sanki 5 dakika geçmiş gibi.Allah'ım önündeki tüm yıllarını bu ışıldayan gözlerle yaşamanı nasib etsin canım oğlum benim.

Haşiye:İki kutlamadan elde olan tek düzgün fotoğraf bunlar.Sebep:
           1)Ben çekmezsem çeken yok
           2)Deniz iki gündür aşırı ilgiden aşırı şımarmış halde,fotoğrafı mı çekilebiliyor?

5 Mart 2010 Cuma

altın madeni bulmuş gibiyim


Uzun zamandır elimizin altında hep fotoğraf makinesi olduğundan kameraya hiç ihtiyaç duymamışız.Bugün bir vesileyle kamerayı açınca içinde yıllardır birikmiş bir hazine buldum.Hani cebine,çantana koyduğun parayı unutursun ve ne zaman sonra elini atıp bulunca sevinirsin ya, aynen öyle.Ne fotolar,videolar varmış da ne zaman çektiğimizi bile unutmuşuz.Özlemişim oğulcuğumun kıvrım kıvrım lülelerini.Ay,çok sevindim.Bak bak doyamam artık.

4 Mart 2010 Perşembe

neyim var ki senden başka




Biliyor musun,sana sımsıkı sarıldığımda,kokunu doya doya içime çektiğimde,öpmelere doyamadığım zamanlarda hissettiklerimi anlatmayı başaramıyorum.Hangi kelimeyi seçsem yetersiz,basit gibi geliyor.Sadece şunu söylemek iyi geliyor; neyim var ki senden başka.

dün-gerim gerim


Dün;

okulun en ders dinlemez ,en kalabalık sınıfına  üstüste dört saat ders veren idareye şükranlarımı sunmaktan

akşam,yemek saatini sürekli ileri atıp gizli gizli -kendi öyle sansın- abur cubur yiyen Deniz'in ağzına sağlıklı bir şeyler sokmaya çalışmaktan

yine aynı Deniz'i bilgisayar başından kaldırma uğraşlarından

akşam gelen misafirimizin 1,5 yaşındaki çocuğunun elinde yeni aldığım güzelim kaseyle oda oda dolaşırken "şimdi düşürüp kıracak" diye diken üstünde beklemekten

aynı 1,5 yaşındaki çocuğun destursuzca yeni konmuş çayla dolu çay bardaklarının civarında dolaşıp durmasından

misafirimizin 4,5 yaşındaki diğer çocuğunun "oyun" adıyla gelip gidip Deniz'e vurmasından,Deniz'inse canı yandığı halde "oyun" olduğu için yüzüne sırıtır bir ifade koymaya çalışmasından

çocuk gürültüsünden kafası şişmiş ve uyku saati çoktan geçmiş olduğu için "şeker" kıvamından çoktan çıkmış kocacanla yok yere hırlaşmaktan

fena halde gerildim.


karikatür:mordillo


3 Mart 2010 Çarşamba

mor koyun

Dünden beri deliler gibi mor koyun'u okuyorum.Çok gülüyorum.Bırakamıyorum.İş güç hak getire..

2 Mart 2010 Salı

HERKES N'APIYOR ACABA?



Yalnız başına oynamaktan pek fazla keyif alan bir çocuk değil Deniz.Kendine bir arkadaş bulamazsa ya anne ya da babayla oynayacak mutlaka.Eskiden kendi oturup boyama falan yapardı.Şimdi her gün okulda yaptıklarından herhalde,evde öyle şeylerle uğraşmak istemiyor.Tabii ayrıca oyun,onun için öyle biraz yapılıp bırakılacak bir şey değil.Uyandığı andan gözlerini tekrar kapattığı ana kadar hayatımda hep eğlence olsun diyor adam.E,ne oluyor o zaman,baba da her gün elinden geldiğince oğluna uzun zamanlar ayırmaya çalışsa da asıl iş anneye düşüyor.

Mesele sadece vakit ayırmakla da bitmiyor.Eğer Deniz'in odasına çekilip tüm konsantrasyonumuzu oyunumuza verip vakit geçirmişsek harika.Ama ailecek bir arada oturalım,hem Deniz'le oynarken hem de sohbet edelim dediysek ne Deniz oyundan zevk alıyor ne de biz sohbetten.İyiymiş,birinci şıkkı seçelim o zaman dersek de kocacanla birbirimizi göremez hale geliyoruz.Zaten akşamdan akşama karşılaşıyoruz nerdeyse.Sabah işe erkenden gittiği için de Deniz uyuyuncaya kadar o da çoktan renkli rüyalara geçiş yapmış oluyor.Aynı evin içinde konuşacak vaktimiz olmuyor bazen.

Yani nerdeyse bir tercih yapmam gerekiyor,evliliğim ve anneliğim arasında...Çok mu abarttım?Ama son zamanlarda bu durum gerçekten aklımı kurcalıyor.Burda doğru çözüm ne olabilir,sınırlar ne olmalı?Mutlaka diğer ailelerde de benzer durumlar vardır,bi çözüm bulabilen var mı acaba?Belki kitaplarda yazıyordur cevabı,biraz araştırsam iyi olacak..

Haşiye:Bir de ikinci bebek deyip duruyorum.Biriyle halimiz böyleyken ikisiyle ne yaparız biz?İyi düşünmeli,iyi düşünmeli...


1 Mart 2010 Pazartesi

ELEKTRİKLER KESİLDİ DESEM ...



Perşembe günü tezhip dersinden çıktıktan sonra hocanın verdiği onca ödeve rağmen bir daha Pazar akşamına kadar boyalarını eline almamış,aklı başına son günün son saatlerinde gelmiş,yapacaklarını gece yarısından sonra parmakları fırça tutmaktan artık sızlar halde ancak tamamlayabilmiş kişiye ne denir?

Cevap : TEMBEL ÖĞRENCİ

Ben oyum işte.


LinkWithin

Related Posts with Thumbnails