1 Mart 2011 Salı

Niye şaşırıyoruz ki,burası Türkiye


Ben hiç şaşırmadım. Ne de olsa Türkiye'deyiz. Hilal'in yardımıyla blogumu yedekledim. Hiç gerekmez umarım ama eğer gerekirse diye

28 Şubat 2011 Pazartesi

Bir bilene soralım

Önceki yazımı annemin konu hakkındaki görüşleriyle noktalamak istiyorum. Benim sevgili annem der ki - yeni değil, evlendiğimden beri ara ara hatırlatır - "Erkek için önemli olan evin ne kadar temiz olduğu, senin ne kadar para kazandığın, sofraya iki değil beş çeşit yemek çıkardığın falan değildir, onlar için asıl önemli olan başka şey .O yüzden bu işleri mükemmel şekilde yapacağım diye kendini helak etme,kendine bak.Evde, kocanın yanında her zaman bakımlı, şık ol, makyajsız, soluk soluk gezme ortalıkta, hiç bir şey yapamıyorsan bir ruj sür, yüzüne renk gelsin ve en önemlisi neşeli, canlı, hayat dolu ol."

Peki ben bu nasihati dinliyor muyum? Hayır. Peki annem kendi hayatında bu nasihati uygulamış mı? Hayır. İkimiz de anemiğiz, ikimiz de çabucak yoruluruz, benim zor bir mesleğim var, annem emekli olana kadar çok daha uzun mesailerle çalıştı. Yani annem önceleri, ben şimdi olmak üzere ikimiz de akşam eve gelip "Offf, çok yorgunum"  nidalarıyla kendimizi kanepeye atan insanlarız. O yüzden biz doğru yolu bulduk ama uygulamaya koyamadık, belki yorgun olmayan başka birilerinin işine yarar diye yazayım dedim :)

24 Şubat 2011 Perşembe

Erkekleri Kullanma Kılavuzu

Bugün İlhan Uçkan'ın Erkekleri Kullanma Kılavuzu kitabı geçti elime. Şöyle bir bakayım dedim, dayanamadım bir geceliğine ödünç alıp eve getirdim. Bir erkeği elde etmek için mi dersiniz, seçtiğiniz adamı nikah masasına oturtmak için mi dersiniz, nihayet imzayı attırdıktan sonra istediğiniz kıvama sokmak için mi dersiniz, ne ararsanız her numara var kitapta.

İlk aşamalar artık beni ilgilendirmediğinden " Bir koca nasıl adam edilir " le ilgili kısımları okudum genelde. Malum yarın vereceğim kitabı, lüzumsuz bölümlerle oyalanmamalı.

Neler yok ki bu kitapta. Erkekleri parmağında oynatmak için çeşit çeşit oyunlar, ağlama oyunu, iletişim-sizlik oyunu, üzgün somurtma oyunu, aldatılmayı engelleme taktikleri, tehdit oyunu, daha bir sürü bir sürü. Mesela bu tehdit oyununda her zaman savurup durduğumuz tehditleri (ki ben hiç yapmam) öyle bir tarzda ortaya koymalıymışız ki "İki gülücük, bir mıncık yaparsan bunu bir özür olarak kabul edebilirim ve yapacağımı yapmaktan vazgeçebilirim"i hissettirmeliymişiz.

Aldatılmayı engelleme taktiklerinden biri adama hiiiç çaktırmadan kilo aldırmakmış mesela. Öyle bir tipsiz hale gelmeliymiş ki zavallı sizden başka birinin ilgisini çekme ihtimali azalsın. Dikkat ihtimal sıfırlanmıyor, sadece azalıyor. Paralı bir adamsa şayet niyeti bozmuş kadınlar tipe mipe aldırış etmiyormuş çünkü.

Bir de telefonu ardarda ve defalarca adamın suratına kapatma taktiği var ki ben bunu yaparsam değil kocamn kalbini fethetmek, bir daha suratını bile göremeyebilirim :)

Kitapta daha çok numara var ama okudukça bir süre sonra irrite olmaya başlıyorsunuz. (Benim için öyle oldu en azından) İlişki, evlilik, sevgi bu mudur, oyunlar, düzenler, taktiklerle hangi samimi sevgi atmosferi oluşur diye soruyorsunuz kendinize. Karşılıklı güven, ilgi, emek değil midir sevgi derken yoksa şu kocalarını kendilerine kul köle eden kadınların gizli sırrı bu mu çelişkilerine gark oluyorsunuz.

Ne yapmalı şimdi bilmiyorum ki, oyun, taktik kelimeleri çok itici geliyor ama kocacığımın beni çoooook sevmesini istiyorum. Offf,kafam karıştı . . .

Haşiye : Ne düşünüyorsam, kendimi tanıyorum ben, istesem de hiç numara yapamam. Bir kütüphane kitap okusam bu konuda,o anda ne hissediyorsam sadece onu yansıtırım dışıma. Adam olmaz benden. Yine de çok sevsin beni ama, lütfeeeen . . .

23 Şubat 2011 Çarşamba

Bir ödül - Bir kulağa küpe

Sevgili Cep Aynası göndermiş bu ödülü bana. Çok hoşuma gitti. Asıl kendinin blogu birbirinden şahane fotoğraflarla insanın yüzünü güldürüyor.

Bu arada ta ne zamanlar bana gönderilmiş bir ödül, bir de mim vardı . Aradım,taradım bir türlü bulamadım ben onu bugün blogta . Gönderen kimse lütfen kusura bakmasın.

Bu da sana ders olsun Özlem Hanım. Yapacağın bir şeyi bu kadar ertelersen sonunda böyle olur işte. Kıssadan hisse: "Bugünün işini yarına bırakma"

22 Şubat 2011 Salı

Mutlu Prens - Gururlu Anne


Oscar Wilde hayranıyım ben. Yıllar önce ne olduğuna tam bakmadan sırf  Wilde yazmış diye Mutlu Prens'i almıştım. Meğer çocuk kitabıymış. İlerde Deniz'in olsun diye kitaplığa kadırmıştım. İleri dediğim günler meğer bugünlermiş. Her akşam Wilde okuyorum Deniz'e artık. Resimsiz bir kitap,konular da bugüne kadar okuduğumuz kitaplardan ağır. Ama çok seviyor Deniz. Öykülerin altında yatan derin manaları tam kavrayamasa da konuyu gayet güzel anlıyor. Öyküler uzun olduğundan bir seferde okuyup bitiremiyoruz tabii. Kaldığımız sayfaya ayracını bir güzel yerleştiriyor ve ertesi gün devam ediyoruz. Bu da Deniz için bir ilk. Wildesever bir oğlum olduğu için gururlanmakta haksız mıyım?

19 Şubat 2011 Cumartesi

Bir gün öyle,bir gün böyle


Anne olunca hayat bazen bekir kıvamında neşeli, komik olsa da bazen çıldırtıcı olabiliyor. Hele oğlunuz sabah sabah daha siz gerçek anlamda uyanmayı başarmamışken " Vuhaaaaaa, çok güzel bir rüya gördüm, bir daha nasıl göreceğim ben o rüyayı, vuaahaaaha " diye gözyaşları içinde uyanıyorsa . (Burada "Vuhaaaa" ağlama hatta böğürme sesi olarak algılansın lütfen.) Nasıl bir çare bulunur böyle bir derde? Tabii ben de bulamıyorum. Akla gelen, dua edersin Allah'a yine gösterir sana o rüyayı gibi kırık dökük bir kaç fikir ve dikkatini başka yöne çekme çabaları yine "Vuhaaaaaaaaaahaaahaaaaa" yaygaralarıyla karşılanıyorsa ve dahi bu süreç bir saate yakın devam ediyorsa  gel de sabırlı, sevecen, müşfik anne ol. Güzel rüya görse bir türlü, kötü rüya görse bir türlü . . .


Haşiye : Fotoğraf eskilerden. Varlığını bile unutmuşum. Görünce çok hoşuma gitti. Bir daha unutmayayım istedim.

16 Şubat 2011 Çarşamba

Bekir



Deniz : Anne, ben büyüyünce evlenmeyeceğim.

Anne : Neden ?

D : Ben hep senin yanında kalmak istiyorum çünkü.

A : Sen bilirsin canım, istersen benim yanımda yaşarsın. Ama belki de çok sevdiğin bir kız olur, onunla evlenmek istersin. Buna en iyisi büyüyünce karar ver, oldu mu ?

D : Ama anne, ben karar verinceye kadar hiç bekir kız kalmazsa ?

A : Bekir ???

D : Evlenmemiş kız yani . .

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails