Okula verdiğimiz on günlük ara vesilesiyle Umut'a (Fotoğraftaki tüm karizma beklentilerini yüzündeki kıllara bağlamış yakışıklı olur kendisi) direksiyon dersi veriyorum.Umut'un direksiyon başındaki hallerine bakıp kendimin yıllar önceki halini görüyorum.Ne zormuş araba kullanmayı öğrenmek,unutmuşum,hatırladım.En belalı kısmı da arabayı kaldırmakmış,kalktı mı bir şekilde gidiyormuş nasıl olsa.Ama kaldırıncaya kadar anası ağlıyor kardeşceğzimin.Araba istop etmeden,zangır zangır titreyip istop etmeden,patinaj çekmeden kalkabilirse ikimiz de derin bir nefes alıyoruz.Ama bu derin nefeslerin sayısı tahmin edersiniz ki çok az oluyor.Bir kaç arkadaşım zayıflamak için ismini hatırlayamadığım bir alete gidiyorlar.Üzerine çıkıyorlarmış aletin,verdiği titreşimle 15 dakikada bir saat koşmuş kadar kalori harcıyorlarmış.Sevgili arkadaşlarım,size sesleniyorum,boşa oralara gidip dünya kadar para bayılmayın.Binin bir aceminin arabasına,inanın o arabayı kaldırana kadar vücudunuzda sarsılmaktan kalori malori kalmayacaktır.Üstelik bedava.Birine bir şeyler öğretmenin hazzı da cabası.
Tabii bir de klasik "yeni başlayan" halleri var.Halihazırda hangi viteste olduğunu ancak vites koluna bakarak anlayabilmek,3'e atacağım ama bu 3 nerdeydi ki telaşları,gaz yerine frene,fren yerine gaza basmak,ki hangi pedalın nerde olduğunu yine ancak bakarak hatırlayabilmek,sinyal vereceğim,kornaya basacağım derken direksiyonu unutup gitmek,karşıdan gelen (karşı dediğim 500 m ilerisi) bir araç görünce "Allaaah,ne olacak şimdi" paniği,hele kırmızı ışıkta beklerken senin acemi olduğundan bihaber başka bir sürücünün arkadan iyice dibine sokulmasının yarattığı korkunç stres...Daha bu liste uzar gider.Ha,bir de kendini sıkmaktan bacaklara giren kramplar var tabii :)
Bu arada çok eğlenceli geçiyor dersler.Araba her istop ettikçe artık gülüyoruz.Ne kadar çok güldüğümüzü anlamışsınızdır sanırım :)






