13 Kasım 2012 Salı

Mutlu = Güzel



Kesinlikle mutlu insan güzel oluyor. Bakım makım boş laf. Mutsuz olan, ellibin krem sürse orasına burasına yine de o güzellik enerjisini yayamıyor etrafa.

Kesinlikle hüznü, bilmemneyi bir yana bırakıp mutlu olmaya çalışmalı o yüzden.

Kesinlikle mutluluğun büyük şeylerle ilgisi yok, önemli olan nasıl baktığın. Hastalığa, acıya, afetlere,zahiren en fena olaylara bile.

Kesinlikle Hilal'in şu yazısında bahsettiği negatiflik orucuna başlamalı mesela. Mutlu olmak adına işe yarar bir adım gibi duruyor.

Kesinlikle "Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır." darb-ı meseli, "Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır, hayatından lezzet alan güzel görünür." şeklinde değiştirilmeli. Bu hali kadınları daha çok çeker.

Kesinlikle ve istisnasız güzel olmak ister her kadın çünkü.

Kesinlikle mutlulukla ilgili farklı önerilere açığım, haberiniz ola.


12 Kasım 2012 Pazartesi

okudumyazdımokuyunyazın

Son dönemde kitaplara gömülen biri olarak liste daha çok uzamadan birikenleri yazayım artık. Zaten geçenlerde kitapyurdu'na  kallavi bir sipariş verdim, çok mutluyum. En azından bu listeye onlar eklenmesin. Yoksa yaz yaz bitmez :)


Benim Hüzünlü Orospularım - Gabriel Garcia Marquez - 5 üzerinden 3

Daha önce okuduğum kitapları daha iyiydi Marquez'in. Ondan 3 belki.




Parfümün Dansı - Tom Robbins - 5 üzerinden 4

Öyle acayip bir kitap ki Parfümün Dansı, birbiriyle alakasız çok şeyden bahsediyor ve onların hepsini birbiriyle buluşturabiliyor. Parfümler, pancarlar, ölümsüzlüğü arayanlar, 1000 yıl yaşayanlar, daha neler neler. Kolay bir kitap değil, anlayabilmek için sakin bir köşeye çekilip kendini tamamen kitaba vermek gerekiyor. Ama yazarın müthiş zeki, esprili dili, derin konuları şaşırtıcı kıvraklıkla yazıya dökebilmesi kitabı ve yazarı vazgeçilmez yapıyor.


Yetenekli Bay Ripley - Patricia Highsmith - 5 üzerinden 4

Ta üniversitedeyken sinemada izlemiştim filmini. Sonunu biliyordum yani kitabın. Ki bu bir cinayet romanı okurken en istenmeyen durumdur. Buna rağmen zevkle okudum. Severim zaten P. Highsmith'i, daha önce bir çok kitabını okudum. Ripley'in olduğu kitaplarsa bence onların en özelleri.


Aylak Adam - Yusuf Atılgan - 5 üzerinden 4

Bence Yapı Kredi Yayınları yerli yazarların romanları için kullandığı kapakları değiştirmeli. Sırf kapağından hoşlanmadığım için okuyasım gelmiyor bu kitapları. Ama aynen bu örnekte olduğu gibi kendimi zorlayıp okuduğumda niye daha önce okumamışım ki diye hayıflanıyorum. Benim üniversite zamanlarımda okuduğum kitaplara benziyor Aylak Adam, yalnız, düşünen, kendiyle ve dünyayla sorunlu bir kişiliğin romanı. O yüzden okurken bundan 10 yıl öncesindeymiş gibi hissettim kendimi ve bunu çok sevdim :)


Gözlemler - Jane Harris - 5 üzerinden 4

Sürükleyici, ilginç ve sevdim :)


Efendi - Soner Yalçın - 5 üzerinden 3

Karınca duası gibi minicik harflerle yazılmış, 566 sayfalık, içinde yüzlerce isim geçen bir kitap. Ama yine de okurken "vay be" dedirtiyor. Bu topraklarda kimlerin ne oyunlar çevirdiğini gözler önüne seriyor. Tüm kitapları okuma listemde Soner Yalçın'ın. Gerçekleri, bizden köşe bucak gizlenen gerçeklerin en azından bir kısmını görebilmek için. Notun kırıklığı o yüzlerce isimden. Kitabı okumayı zorlaştıran kısmından.


Kertenkelenin Uykusu - Nihan Taştekin - 5 üzerinden 3

Polisiye, esprili, güzel, hoş ama 3'ten fazlası değil.


Sözde Kızlar - Peyami Safa - 5 üzerinden 4

Ustayı okumak zevk!


Beyoğlu Rapsodisi - Ahmet Ümit - 5 üzerinden 4

Bu adam ne yazsa seveceğim ben galiba. Ama Beyoğlu Rapsodisi gerçekten çok sürprizli bitiyor, öyle böyle değil.



11 Kasım 2012 Pazar

Hmmm...

7 yaşına kadar olan çocuğunuzla oynayınız, 15 yaşına kadar arkadaşlık ediniz, 15 yaşından sonra istişare ediniz.
                                                           
                                                                      Hz. Ali (r.a)

Bu söz doğal süreçte kendiliğinden oluşuyor sanki. Gerçekten de geçen seneye kadar Deniz'le paylaşımlarımız oyunda yoğunlaşırken bu sene daha farklı. Daha çok sohbet ediyoruz, o bana daha çok şey anlatıyor, benim anlattıklarımı da çok daha rahat anlıyor ve karşılık veriyor. Bazen onunla sohbet etmek bir arkadaşımla sohbet etmek kadar tatmin ediyor beni. İlginç. Yaşıyorduk bu hali zaten ama Hz. Ali'nin sözünü okuyunca daha net algıladım şimdi.

10 Kasım 2012 Cumartesi

Gurur doluyduk hepimiz

Bugün  sabah okula gittik. 10 Kasım için. Hafta sonuydu, gök delinmiş gibi yağmur yağıyordu ama hiç mi hiç şikayet etmedik. Eskiden olsa ederdik belki. Ama bu gidişle yakında 10 Kasım'ı da herhangi bir güne çevireceklerini, her yerde Atatürk'ü silmeye çalıştıkları gibi 10 Kasım'da bile O'nu anmamızı istemeyeceklerini bildiğimizden bu son fırsatları değerlendirelim dedik. Hiç mi hiç şikayet etmedik. Aksine gurur doluyduk hepimiz.

9 Kasım 2012 Cuma

Tekerrür



Yine az yeme, bol kitaplara gömülme günlerimdeyim. Anladın sen onu ...

2 Kasım 2012 Cuma

İmdaat!


Her şeyin farkında. Biz güya tedirgin etmemek için yanında bahsetmemeye çalışsak da ...

1 Kasım 2012 Perşembe

Kehanet


Dün okulda bir öğretmen arkadaş 20 yaşındaki oğlu için "Bazen geri içime sokasım geliyor onu, öyle seviyorum." dedi. Anladım ki bizimki kazık kadar olduğunda da benim için hiç bir şey değişmeyecek.

Fotoğraf eskilerden, çok zorlasam içime sığacak kadar olabileceği dönemlerden.


LinkWithin

Related Posts with Thumbnails