23 Ocak 2011 Pazar

Yurttan sesler




Okulun pansiyonundayım bu gece.Uzun zamandır burdaki bilgisayardan bloggera giremiyordum.MEB efendinin sakıncalı bulduğu sitelerdendi çünkü.Nasıl olduysa bugün bütün yasaklar kalkmış.Fırsattan istifade,hazır uyku da tutmuyorken bu pansiyon hikayesini yazayım dedim.Geçen seneye kadar karmayken bu sene kız yurduna çevrildi burası.Böyle olunca da erkek öğretmenler nöbet tutamaz oldu.Yeterli sayıda dışardan gönüllü bayan öğretmen bulunamayınca da piyango(!) bizim okulun öğretmenlerine vurdu.Okuldaki isteyen istemeyen tüm bayan öğretmenler bu sene zorunlu olarak pansiyonda nöbet tutuyorlar.

Başta çok tartışmalar çıktı,aile düzenimiz bozuluyor,benim küçük çocuğum var,mecbur muyuz canım itirazları zamanla çaresiz boyun eğme halini aldı.Mecburmuşuz çünkü,yokmuş bir çaresi,yönetmelikler böyle emir buyuruyormuş.Ben de hala hiiiç istemesem de her haftasonunun bir gününü burda geçiriyorum.Ki ben yurtlardan hiç hoşlanmayan,sırf bu sebepten üniversitede dahi bir kez bile yurtta kalmayı aklından geçirmemiş biriydim.Şu yaştan sonra yurt nasıl bir şeymiş,onu da gördüm.Benden başka iki öğretmen daha oluyor.Bir gün akşam beşten ertesi gün beşe kadar.İlk gün yine şöyle böyle geçiyor.Ama ertesi gün bekle ki saat beş olsun.Yanındakilerle konuşacakların bitiyor,kendini berbat şekilde pis hissediyorsun,yapacak çok bir iş yok ama oturmaktan bitap düşüyorsun.Verdikleri ücretse çok komik.Zaten doğru düzgün bir ücret verseler dışardan gönüllü nöbet tutmak isteyen dünya kadar öğretmen bulunur.MEB efendinin işleri işte...

Ne kadar istemeye istemeye gelsem de buraya güzel yanları da yok değil aslında.Öğrencileri gerçekten tanımak için bulunmaz bir yer burası.Okuldaki kalabalıkta hiç farkına bile varmadığım öğrencilerle konuşuyorum burda.İçlerinde ne fırtınalar koptuğunu,o küçücük yaşlarında ne sıkıntılarla mücadele ettiklerini,onları sadece dersteki performanslarıyla değerlendirirken hayatlarının dersten önce gelen ne farklı yönlerinin olduğunu görüyorum.

Bizim okul bir düz lise.Yani pansiyonda kalan öğrenciler,bir fen lisesindeki gibi daha iyi eğitim alabilmek için değil,en iyi ihtimalle parasız yatılılık sınavını kazandıkları için veya daha kötüsü kimsesiz oldukları için burdalar.Hemen hepsinin maddi durumu çok kötü.Şu kış günlerinde bir çoğunun giyecek montu,hatta ne montu çorabı bile yok.Ceplerine harçlık olarak giren para en iyi ihtimalle ayda 20 tl.Sayısı bellisiz parçalanmış aile çocuğu var.Ve onların da hemen hepsinin üvey anneleri,babaları var.Öz anneleri babaları bu şehirde yaşadığı halde sırf üvey olanlar onları istemediği için yurtta kalmak zorunda kalıyorlar.Anne babası birlikte olduğu halde evden bir boğaz eksilsin diye yurda gönderilenlerin haliyse daha içler acısı.Bir çoğu 1. sınıftan beri yurtlarda kalıyor.Yaşları küçücük,biriktirdikleri acıları kat kat büyük.Bzim odada bir ilaç dolabı var,kızlar kullandıkları ilaçları oraya koyuyorlar.Dolaptaki ilaçların nerdeyse yarısı antidepresan.İlaçların bizde kalmasının sebebi intihar amaçlı kullanılmasını engellemek.Pek işe yaramıyor tabii bu yöntem.İntihar etmeye karar veren bir yolunu buluyor,ediyor.Her sene en az dört beş intihara teşebbüs vakası oluyor-muş.Allah'tan bugüne kadar hiç biri sonuca ulaşamamış.

Aslında o kadar çok şey var ki,hepsini yazacak olsam saatler sürer.

Hayatımda bir ilki de yaşattı pansiyon bana.Ambulansla hasta götürmek.300'e yakın kızdan hemen her gece muhakkak hastalananlar oluyor.Ara 112'yi,gelsin ambulans,gecenin üçünde düş yollara...Zor gelse de onların halini düşününce içim şefkatle doluyor.Hasta hallerinde kendilerini kaygı eden,başlarında uykusuz bekleyen bir anneden yoksun bu çocuklara ne yapsan o eksikliği hissettirmemeyi başarabilirsin ki?

Zor,sıkıntılı,sorumluluk isteyen bir iş burada nöbet tutmak.Hatta "mecbursun" dendiği için kendimi hapishaneye kapatılmış gibi hissediyorum ama buranın empati adına,yaşam deneyimi adına ve kendi halimize şükretmek adına bana çok şey kattığı kesin.

Burayı en çok Deniz seviyor.Anonslar için kullandığımız mikrofonu alıp tüm yurda şarkılar söylüyor.Kızlarla koşuyor,gülüyor,oynuyor.Kızlar da "öğretmenin çocuğu" diye herhalde,isteseler de istemeseler de ilgilenmek durumunda kalıyorlar.Belki de gerçekten seviyorlar,orasını bilmiyorum.Bildiğim bir şey var,Deniz'i buradan sürükleye sürükleye çıkarabiliyorum.Zaten bu iş gelecek yıllarda da devam ederse,Deniz de okumayı yazmayı öğrenmiş olur,kendi yerime onu bırakır çıkarım ben.Madem bu kadar bayılıyor,tutsun doya doya nöbet.

2 yorum:

  1. yatılı lise(öğretmen lisesi idi) okudum...bilirim o halleri...

    tüm haftasonunu bile kapsayan uzun nöbetler(mesleğim gereği) tuttum...dakikalar saydım...bilirim bu halleri...

    kolay gele...

    YanıtlaSil
  2. Cepaynası,beni anlıyorsundur,şikayetlerimde haksız değilim değil mi?

    YanıtlaSil

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails