9 Şubat 2010 Salı

KADINLARIN KADINLARA ETTİKLERİ


Bizim insanlarımız arasında görüntü olarak iyi ama aslında hiç de öyle olmayan nezaket kuralları var bence.Mesela,o gün kötü görünen arkadaşımıza "harika görünüyorsun" deriz,akmış rimelini görmemezlikten geliriz,kıyafetindeki yapışan kağıdı farketmesini sağlamayız,"bu renk sana hiç gitmemiş,bir daha giyme" deme dürüstlüğünü göstermeyiz,karşımızdaki hep muhteşemmiş,her şeyi yolundaymış gibi bir havamız vardır.Daha da kötüsü yıprandığını,yaşlanmaya başladığını söylemeyiz,eşini,sevgilisini başka biriyle görür aman yuvaları bozulmasın diye ağzımızı açmayız,ortamda onun arkasından atıp tutanlar vardır ama duyarsa canı sıkılır diye arkadaşımıza bunlardan hiç bahsetmeyiz.Kötü niyetli davranışlardan bahsetmiyorum burda,bunları sevgimizden,sadece ona sevgimizden yaparız.Moralinin bozulmasını,üzülmesini istemediğimizden.Aman da ne iyi,ne iyi.Tamam belki ilk duyduğunda mutlu olmayacak ama en azından bilecek,düzeltecek,tedbir alacak,ona göre davranacak.Arkadaşlığın,yakınlığın gereği bu değil mi?

Şimdi bu kadar lafı niye ettiğime gelelim.Bugün okulda emekliliği yaklaşmış iki öğretmen saçlarındaki aklardan,boya zamanlarından falan bahsederlerken bana dönüp,"aa  ne güzel,senin saçında hiç beyaz yok" dediler.Yuh dedim(içimden),daha yaşım kaç,başım kaç,niye beyazlasın ki saçlarım,beni kendinize akran sandınız herhalde.Okuldan eve giderken de orta yaşlı,başörtülü bir kadıncağız beni durdurup,"ablacığım saatin var mı?" demesin mi.Allah Allah,ne ablası kadın,ben sana teyze desem uyar da,sen beni nasıl gördün ki abla diyorsun.Bu kadar mı çöktüm yoksa,iyice yaşlı gösteriyorum da haberim mi yok.Tamam,sömestrede bir kaç kilo aldım,soğuktan buz tutmamak için dolapta kalın bulduğum herşeyi sırtıma geçirdiğimden tarz marz da kalmadı ama bu kadar da değil.İşte birinci paragrafı okuyan ve beni tanıyanlar,eğer durumum gerçekten içler acısıysa iş işten geçmeden bana hemen bildirin,bir hal çaresine bakayım.Söylemeyince iyi dost olunmuyor bilesiniz.

Kabul ediyorum,bugünlerde alınganlığım üstümde.Okuldakiler sadece beni konuya dahil etmek amaçlı öyle rastgele bir laf etmiş olabilirler.Sokaktaki kadın da yakın bir hitap olarak (hani çocuğumuza anneciğim deriz ya,öyle) o ifadeyi kullanmış olabilir.Ama ben her ihtimale karşı bugünden itibaren bildiğim tüm bakımlara başlıyorum,gece kremi,gündüz kremi,maske,peeling,artık ne varsa hepsi...

MELEKLER VE ŞEYTANLAR _ DEPREŞEN KORKULARIM

Uzun bir zaman bestseller okumaya direndim.Bir kitabın sadece heyecanlı,sürükleyici olması o kitabı okumam için yeterli şart değil,edebi tadı da almalıyım,kelimeler dilime lezzet vermeli.Yoksa okumayla ne işim var,gider televizyonda yerli dizi izlerim.Aksiyonsa aksiyon,meraksa merak,hepsi onlarda da var.Bu sebeplerden hiç bir zaman çoksatan bir kitabı satın almadım

Ancak zaman zaman istediğim gibi kitaplar bulamadığım dönemlerde elim boş kalmasın diye arkadaşların,teyzemin kitaplığını eşelerken Da Vinci Şifresiyle karşılaştım.Hiç yoktan iyidir diyerek okuduğumda niye çok sattığını anladım.Elimden bırakamadım,onunla uyudum onunla uyandım.

Yine de bu çekici güce yenilmeyecek,edebi zevkimi bozmayacaktım,kararlıydım.Ama teyzemde Melekler ve Şeytanları görünce dayanamadım,başladım.Nasıl kitap bu böyle Allah'ım!Her an her dakika onu okumaktan başka şey düşünemez oldum.Kocaman kitap iki günde nasıl bitti anlamadım.

Evdekiler uyumadan okuyabildiğim kadar okuyayım diye bir çaba bende.Ortalık ıssızken okuyamıyorum,çünkü korkuyorum.Kitap Vatikan'da,kiliselerde geçiyor ve tabii ki gayet korkunç şeyler de yaşanıyor.Kitabı kapatıp yatağa girdiğimde gözümün önünde sürekli onlar.










Zaten ben Vatikan'da dolaşırken de çok huzursuz olmuştum.Her taraf heykeller,mezarlar,lahitler.Kafanı ne tarafa çevirsen ürkütücü görüntüler.Bilmem Roma'dan,Vatikan'dan böyle bahseden başka biri daha var mıdır ama bendeki korkaklık o sanat eserlerinin güzelliklerine baskın çıkmıştı.St. Pietro'da kısa bir turdan sonra hemen dışarı atmıştım kendimi.Daha alt katlara,kenarlara,kuytulara gidip mezar geziyordu insanlar,ıyy!!Şimdi kimse bana sanattan anlamıyor demesin,ben çocukluğumdan beri ölü,ruh,cin gibi konulardan müthiş korkarım,elimde değil ne yapayım.:)

Velhasıl,çok satan olabilir ama güzel kitap yazmış Dan Brown.

8 Şubat 2010 Pazartesi

İRONİK

...ve erkek artık bir insanın nasıl gülümsemesi gerekse öyle gülümsüyordu: Sevgi,benimseyiş,anlayış ve şefkat tüten bir gülümseme - pırıl pırıl - tertemiz,milyarlarca genç kızın - bir vakitler teyzemin de özlediği gibi..Havva'dan beri. Ama cennetten dünyaya uyanmak alın yazısı idi..Havva'dan beri.

                                                                                                  T.Buğra
                                                                                                  Yarın Diye Bir Şey Yoktur
                                                                                                                                                                                                                   

6 Şubat 2010 Cumartesi

ÇİRRRKİİİİNN !!! :))








Haşiye : Fotolar Deniz'in objektifinden.Anne babadan gizlice gerçekleştirilmiştir.

5 Şubat 2010 Cuma

SICACIK


Çok güzel bir şey oldu bugün
Ne zamandır hasret duyduğum
Nasıl ısıttı sırtımı ve kalbimi :)

4 Şubat 2010 Perşembe

ŞEYTAN AYRINTIDA GİZLİDİR

Okuduğum ilk Ahmet Ümit kitabı.

Bu yazarın niye bu kadar beğenildiğini anlayamadım.

Tamam kitap akıcı,hızla okunup bitiriliyor ama çok basit.Polisiye ama çok zekice,şaşırtıcı kurmacalar yok.Hele son dönemlerin çoksatan yabancı polisiyelerinden sonra bu kitap ortaokul düzeyinde gibi geliyor.

Elimde Ahmet Ümit'in iki kitabı daha var.Umarım onlar bu fikirlerimi olumlu yönde değiştirir.



Haşiye:Burası da gittikçe kitap bloguna dönüşmeye başladı,di mi?

3 Şubat 2010 Çarşamba

DOLSUN BARDAKLAR













Dün gece Sibel'lerdeydik.Bülent'ten pek emin değilim ama ben ve Deniz çok keyif aldık.Orda gördüklerimse beni ayrıca heyecanlandırdı.Meğer Tübitak Yayınları'nın daha benim bilmediğim bir sürü kitabı varmış ve Sibel onları bulmuuş.
Bizde sadece Doktorda,Hastanede,Diş Hekiminde ve Yavru Köpek kitapları var.Onlardaki yazım dilinin ve çizimlerin hayranıyım.Ancak kitapların arkasında sadece bu dört kitabın resmi olduğundan ve başka hiç bir yerde de karşılaşmadığımdan ben serinin hepsi o kadar zannediyordum.Hatta bu kadar güzel kitapların nasıl olur da devamını getirmezler diye hayıflanıyordum.Artık üzülmeme gerek kalmadı.
Yalnız kitapların varlığını bilmek hemen alınabileceği anlamına gelmiyor tabii ki.Maraş'taki kitapçılarda yok çünkü.İnternette baktım,Kipitap dışında hiç bir yerde satışı yok.Kipitap'ta da tüm kitaplar yok.Neyse ki bir isteme adresi buldum,herhalde bu sorunu da ordan çözebileceğiz.



Bugün hep evdeydik.Ömel konuğumuzdu.Yani Deniz bizim yüzümüze bile bakmadı.Bize de sakin günümüzde ayağımızı uzatıp aylaklık yapmak kaldı.Gün manzaraları:



Öğleden önce


Öğleden sonra



Akşamüstü


LinkWithin

Related Posts with Thumbnails