27 Haziran 2010 Pazar

Merhaba güzel evim!!!


Deniz bu cümleyle girdi evin kapısından.Rüzgarla gittik,fırtınayla döndük tatilden.Yukardaki fotoğraf denizin sakin olduğu nadir anlardan birinde çekildi.Çoğu zaman yüzmek bir yana kumsalda yürümek bile mümkün değildi kum fırtınasından.Neyse kısmet dedik,bir değişiklik oldu işte.




Daha dün gelmemişiz gibi yeniden Temmuz sonu için tatil planları yapmaya başladık bakalım.Kesmedi ki bu bizi.Öyle aylı yıldızlı bir otele bir hafta kapanıp ye-iç-yat-yüz tatilinden Bülent de ben de hiç hoşlanmadığımız için görmediğimiz,keşfedilecek güzel yerler arıyoruz.Bu tatile de sadece Deniz denizin tadını çıkarsın,bizim gezmeli tozmalı tatilimizde çocuk rahat rahat oynayamıyor diye gitmiştik ama yine olmadı,o ayrı.

Bu tatlı yavru çok eğlendirdi bizi.Açlıktan miyavlamaları yeri göğü inletirken verdiğimiz peynir ekmekle karnını doyurunca nasıl yumuşadı,gevşedi kerata.Ama yine de Deniz'in "Gel lütfen,seni öldürmeyeceğim,seni çok seveceğim" yalvarmalarına hiç pas vermedi.Biz yine de her fırsatta saklandığı duvar altını ziyaret etmeyi ihmal etmedik.

Bu da Bülent'in arkadaşıyla verdiği mini konserden.Ne yazık ki oturup dinlemedim.Perşembe gecesi konser mi olurmuş.Tamam yıl boyunca Aşk-ı Memnu'yu izlemedim ama son bölümünü de kaçıramazdım yani.Bu arada çok üzüldüm ben Behlül'e ya.Pişman olmuştu,her şeyi düzeltmek için nasıl çırpınıyordu.Yazık ama..


Gezdik,dolaştık,geldik ve ben bir kez daha anladım ki insanın evi gibisi yok.Ciddiyim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails