14 Mayıs 2011 Cumartesi

Ey Blogger! Titre ve kendine dön!

Üç gün boyunca blogun kumanda paneline giremedim,yorumları onaylayamadım,başka bloglara yorum bırakamadım.Tek yapabildiğim kendi blogumu da diğer blogları da sessizce okumaktı.Bugün nihayet kumanda paneli açıldı ama bir baktım önceki yazıya bırakılmış tüm yorumlar silinmiş gitmiş.Artık blogu açmaya çalışırken bakalım bu gün hangi sürprizle karşılaşacağım diye paranoyakça beklemeye başladım.Bir de gördüğüm kadarıyla başka kimse böyle bir problemden bahsetmemiş,herkes harıl harıl yazıyor günlerdir.Blogger'ın tüm garezi bana mı yoksa?

11 Mayıs 2011 Çarşamba

Son günlerde dokunanlar



Yıllardır şeker hastası olan babamın şimdi böbreklerinin zarar görmesiyle daha ağır bir perhiz programına girmek zorunda kalmasına "Eskiden nasıl zor gelirdi şeker perhizi yapmak,keşke onun kıymetini bilseymişim,yeniden sadece şeker hastası olmak için neler yapmazdım" mealinde yaptığı yorum ...

Öğrencimin bir öğretmenine "Hocam,çok acıktım,param yok,kantinden sizin hesabınıza bir simit alabilir miyim?" diye fısıldaması ...

Bir öğretmen arkadaşın üniversitede okuyan çocuğunun hoşlandığı gence hoş görünmek için nasıl kendine özen gösterdiğini anlatması üzerine daha 30'larındaki başka bir evli arkadaşın "Öyle uzun zaman oldu ki biri için heyecanlanmayalı,giyinip kuşanmayalı.Artık eşimin yanında nasıl göründüğümü hiç önemsemiyorum bile" sözleri ...

Okula gitmeyip anneannede kalan Deniz mutlu olsun diye,annemin tüm öğleden sonrasını onunla oyun oynayarak geçirmesi.Delili de telefonda Deniz'in kahkahalar eşliğinde "Anne,bugün çok harika vakit geçirdim!" demesi ...

Boşanmış bir ailenin çocuğu olan öğrencimin niye Almanya'da yaşayan annesinin yanından burdaki anneannesinin yanına geldiğini sormam üzerine yüzü kızararak "Şey öğretmenim,ben annemi rahatsız ediyordum galiba.Annem çok fazla bey değiştiriyor da .." diye cevap vermesi ...

Akasyaların her esen rüzgarla yavaş yavaş bize veda etmesi ...

Yolda yürürken geçen arabalardan beni korumak için elimden tutup beni kenara çekiştiren Deniz'in anne-çocuk rollerini değiştirmesi ...


8 Mayıs 2011 Pazar

Söylemesi de söylenmesi de en güzel kelime




Ne kadar sevdiysem,geçen sene de yazma ihtiyacı duymuşum,bu sene de yazıyorum.Arçelik'in anneler günü için çektiği reklam filminden bahsediyorum.Geçen sene de beni ağlatmayı başarıyordu bu film,bu sene de.Ortamına göre,yalnızsam hüngür hüngür ağlıyorum,etrafta birileri varsa çaktırmadan.İlginç olan izlerken kendi annemi değil de kendi anneliğimi düşünüyor olmam."Anne" olgusunu bir anneye sahipken değil,sana anne diyen bir evlada sahipken gerçekten anlayabiliyorsun belki.

İyi ki "anne" dediğim biri,iyi ki bana "anne" diyen biri var.

7 Mayıs 2011 Cumartesi

Detoks


Detoksa sokmak istiyorum hayatımı.Bedenimi değil hayatımı.Beni üzen,yıpratan,yoran tüm kötü alışkanlıklarımdan,huylarımdan kurtulmak,yepyeni bir ben olmak istiyorum.

En başta tembelliğimden kurtulmak istiyorum.Zaman hiç durmadan ilerlerken bir sürü fırsatı kaçırmama,yaşanmamışlıklarımı artırmama,O'ndan uzaklaşmama sebep olan tembelliğimi çıkarıp fırlatmak istiyorum üzerimden.

Tahammülsüzlüğümden kurtulmak istiyorum ardından.Zaman zaman oğlumun henüz 6 yaşında minicik bir çocuk olduğunu unutturup beni öfkeli anne,oğlumu gözlerindeki ışık sönmüş bir masum haline dönüştüren tahammülsüzlüğümden nefret ediyorum.

Kilo almayan bir bünyeye sahip olmanın avantajını kullanmaya son.Dilediğimce,vakitli vakitsiz abur cubur yeme alışkanlığımdan kurtulmak istiyorum.Doğru düzgün beslenme sadece fit olmak için değil sağlıklı bir hayat sürmek için gerekli çünkü.33. yaşımdan itibaren sağlığıma daha çok özen göstermem gerektiğini biliyorum,istiyorum.

Ne kadar yorgun da olsam makyajımı temizlemeden yatmayacak kadar üşengeçlik duygusundan kurtulmak istiyorum.Ne ayıp ama!

Karakterimin bir uzantısı olsa da,zaman zaman üzerime çöken melankolik,durgun ruh halimi çıkarıp atmak istiyorum benliğimden.Coşkulu,gözlerinin içi gülen biri olmak istiyorum.Öyle insanları çok seviyorum.

Zamanımı doğru düzgün kullanabilme yetisi istiyorum.Nefret ediyorum,kendi plansızlığım,boş işlerle bir sürü vakit geçirmem yüzünden kafamdaki bir sürü şeyi yapamadan yine gece olup,yatağa yine kendime söylene söylene giriyor olmamdan.

Ve en son,tüm bunları bu güne kadar yapmama izin vermeyen irade eksikliğimi sonsuza kadar hayatımdan silip atmak istiyorum.

6 Mayıs 2011 Cuma

Muzip akasya



Akasya ağaçları bu mevsimde muzip bir çocuk gibi.Siz onlara bakarken masum masum durup da siz arkanızı dönünce tam bir yaramaz afacana dönüşen çocuklar vardır ya hani.İşte onlardan.

Akasyaların altından geçerken kokusu hiç gelmiyor.Allah Allah bu akasyaların kokması gerekmez miydi diyorsunuz hatta kendi kendinize.Sonra başka bir zaman,bambaşka bir yerde birden burnunuza enfes bir rayiha doluveriyor.Hmmm,harika.Akasya kokusu.Nerden geliyor koku diye etrafınıza bakınıyorsunuz ama yok,bir tane akasya ağacı göremiyorsunuz.Kimbilir hangi ara sokakta,hangi kocaman apartmanın arkasında çiçeklerinin kokusunu rüzgara emanet etmiş,size selam yolluyor kendisi.Muzip şey!

5 Mayıs 2011 Perşembe

Hayal kırıklığı ve muz kabuğu



Buralara uğrayacak hiç vakit bulamıyorum ama dünkü alışveriş hüsranımı hemencecik yazıp gideyim istedim.Dün nihayet iki arada bir derede bir kaç mağaza dolaşabildim.Esra'yla arada iki saat boş dersimiz vardı,hemen bir koşu turladık geldik.Zaten Esra'ya alışveriş de yeter ki,kendisi her an hazır ve nazırdır.Bu arada Esra,okulda en sevdiğim arkadaşım.

Dolaştık da ne oldu,hiç!Ben kendime okulda giymek için kıyafet bakıyorum.Yani usturuplu bir şeyler ama aynı zamanda hem sevimli,hem de şık olsun istiyorum.Mümkün mü?Değil.Nasıl bir moda anlayışı varsa bu sezon,neye elini uzatsan ya boyu kısacık ya kolu yok ya da dekoltesi sonsuz genişlikte.Her yeri münasip olanlar da nerdeyse transparan.Yani ya hiç bir şey almayacaksın ya da aldığının ya içine ya üstüne bir şeyler giyeceksin ki yaz sıcağında o sıkıntıya da hiç gelemem.Arada çok nadir de olsa istediğim örtücülükte kıyafetler gördüm ama onlar da gerçekten çok sevimsiz,zevksizdi.Merak ediyorum bu mağazalardakileri kim giyiyor ve daha da merak ediyorum şöyle hoş,romantik,şirin,tiril tiril ve iş ortamına uygun şeyler nerde satılıyor?

Bir heyecanla gittiğim alışverişten elim boş döndüm böylece.Sadece Bülent'in doğum günü hediyesini alabildim.Neyse o da kardır.Cumartesi günü yurttan bir kaç saat kaytarıp,anneler günü hediyeleri için bir daha çıkacağım alışverişe.O gün belki kendime de güzel bir şeyler bulabilirim.Dünden sonra pek umudum kalmadı ama :(

3 Mayıs 2011 Salı

Alışveriş krizi ve ef ve püf

funny gifs



Sürekli aynı şeyleri yazıp durmak istemiyorum ama ne yapayım ki tek yaşadığım müthiş bir yoğunluk olduğundan başka bir şey de çıkmıyor klavyedeki parmaklarımdan.Cuma günü Bülent'in doğum günü,Pazar'a anneler günü.Bu da alınacak üç farklı hediye demek.Ayrıca havalar soğukken yine kışlıkları giyip çıkıyordum.Yavaş yavaş hava ısınıyor.E,bu da kendim için de alışveriş yapmam gerekiyor manasına geliyor.(Her kadın gibi,benim de klasik sorunum giyecek hiç bir şeyimin olmaması.Her ne kadar kıyafetler dolaplara sığmaz olduysa bile yok işte yok.Olsaydı her gün işe giderken o dolabın önünde uzuuun uzun vakitler geçirmek zorunda kalır mıydım hiç.)Yani diyeceğim o ki benim acilen alışverişe gitmem gerekiyor.Ama ne zaman?Yok,hiç zamanım yok.Hafta içi okul var.Pazar günleri ancak bir araya gelebilen çekirdek ailemiz bölünsün istemiyorum.Kala kala bir Cumartesi kalıyor,ona da getirip getirip nöbet yazıyorlar.Hüüü,çok mutsuzum ben :(

Bu arada anneler günü demişken,bizim Deniz'in tabii ki günden münden haberi yok.Başbaşayken çaktırmadan Deniz'i dolduruyorum,e işte Pazar günü anneler günü,herkes annesine hediyeler alır falan diye.Bülent'in yanında konu açılınca yok annecim,hediyeye ne gerek var,bir öpücüğün yeter diyorum.Bir süre sonra,yine ortalıkta Bülent yokken,aman unutmasın diye Deniz'i bir köşeye çekiyorum,baştan anlatıyorum anneler günü ritüellerini.Çok pisim değil mi ;)

Vakitsizlikten fotoğraf çektiğim de yok bu günlerde.O yüzden Deniz'in fotoğrafları yerine yukardaki penguenlerle ve Bob Dylan'la baş başa bırakıyorum sizleri.Matraklar hakikaten.Bob Dylan değil,penguenler :)

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails