23 Eylül 2011 Cuma

Gecikmiş yaz yazısı


Bu günlüğü ben Deniz için tutuyordum değil mi?Halbuki ne zamandır oğluşumun izi yok bu sayfalarda,ancak kendimle alakalı yazılar yazıp duruyorum.Meğer ne hevesliymişim böyle bir oyuncağım olmasına da,Deniz'in bahanesiyle sahip olmuşum.Ama bu gün bu blog aslına rücu edecek.Ne zamandır aklımda "Deniz için bu yaz" temalı bir yazı yazmak var.Yaz geçti gitti,hava sonbahar kokmaya başladı,yaz anıları nerdeyse tarihe karışacak,bir sürü okul macerası birikti,ben hala yaz tatilini yazacağım.Daha fazla gecikmeden,kar falan bastırmadan yazayım artık değil mi?

Bu yaz yüzmeyi öğrendi Deniz.Kendi kendine öğrendi,teknik falan bilmiyor tabii ama suyun üzerinde durabildikçe,her gün daha uzun mesafelere gidebildikçe,işin içine sürekli yeni numaralar yapmayı da katınca bu işten acayip mutlu oldu,ki bence önemli olan da bu.



Bu yaz peçiç demekti Deniz için.Peçiçi bilir misiniz?Ta anneannemin çocukluğundan beri oynanan bir oyun,belki de daha eski, bilmiyorum.Anneannemin,annemlerin kendi elleriyle diktiği peçiç bezi,eskiden ahşap iplik makaralarından yapılmış piyonlar ve deve boncuğu denen boncuklarla bizim ailede önceki kaç nesilin yaşadığı keyfi bu yaz da Deniz yaşadı.Gittiğimiz her yere peçiçi de çantamıza koyduk,götürdük.Ömel'e öğretti,kuzenine öğretti,büyüklerin de hepsi biliyor zaten.Yani her gün istisnasız peçiç partileri düzenlendi bu yaz bizde.Peçiç yılı bile ilan edebiliriz bu yılı!

Yaz başında biz Bülent'le başbaşa tatile gidip,Deniz'i anneanneye bırakınca ve onlar da çocuk mahsun olmasın diyerek 9 gün boyunca sürekli Deniz'le oyun oynayınca,Deniz bu işe alıştıııı.Biz geldikten sonra da sürekli benle oyun oynayın taleplerinde bulunmaya başladı.Bir oyna,iki oyna,yok kesmiyor.Her an,her dakika oyun oynayacaksın.Tabii böyle bir şey mümkün olmayınca,o da kendince başka bir yöntem geliştirdi.Ya anneannesi gile gidip orda tüm gün Ömel'le(komşunun oğlu) oynayacak,ya da halası gile gidip kuzenleriyle.Yaz boyu Deniz'i doğru düzgün görmedim desem yeridir,bazen ciddi ciddi özlüyordum kendi oğlumu.Ama Deniz'in çok mutlu olduğunu biliyordum.Onun için hayattaki en önemli şey oyun ve arkadaş çünkü.


Ta bir buçuk yıl önce bebekliğinin son kelimeleri diye bir yazı yazmışım.Son olur sanmışım herhalde o yanlış telaffuzlar.Halbuki hala söylediği bazı kelimeler bizi güldürüyor.Tek fark artık kelimelerin biraz daha komplike olmaları.

Mesela sık sık şu cümleyi duyuyorum,"Anne Suzan'a gitmeme izin veğiğsen ömğümün sonuna kadağ sana minnektağ kalığım".(Bu arada Suzan anneannesi,böyle isimle hitap eder benim oğlum)

Aramızda sık yaşanan bir diyalog da şu, "Anne,isteğsem Suzan'a gidebiliğ miyim?","Gidebilirsin.","İzin veğiğleğse Ömel'i bize getiğebiliğ misin?","Annesi izin verirse olur","Oley,o zaman heğ halbükarda bugün Ömel'le oynayabileceğim"

Bazen çizgi film izlerken ısrarla bir şeyler anlattırmaya çalıştığımda aldığım cevap,"Anne,kontastğe oldum göğmüyoğ musun,beni ğahatsız etme şimdi"

Arada önümde ip sallayarak falan beni "hiptonize" etmeye çalışıyor.Kediyim sanki ben,iple hipnotize olacağım :)

En son  : "Anne,peçiçte yenmek için müthiş biğ stğateji buldum." Strateji kelimesini ne zaman öğrenmiş diye ben şaşkınlık ve hayranlıkla yüzüne bakarken "Biliyoğum,şimdi hemen Suzan'ı ağayacaksın, stğateji dedi,hımımı hımımı diye anlatacaksın di mi?"

10 yorum:

  1. Ara Suzan'ı, ara Suzan'ı :)))) koptum sonunda :))))

    YanıtlaSil
  2. Suzan ı ilk başta yaşıtı bir şirine sandım.okudukça annanesi olduğunu öğrendim :)
    Çok şirinnn çok ,ne güzel ifade etmiş isteklerini :)

    YanıtlaSil
  3. çok tatlı ya:) o yarı yamalak konuşmaları harika bişey, sanırım insan hiç geçmesin ister! bayıldım...

    YanıtlaSil
  4. Peçiç'i duymamıştım hiç, epey ilginç geldi. İnternetten araştıracağım ilk fırsatta. Bu arada senin tavsiyenle Rüzgarın Gölgesi'ne başlamıştım, yarıladım bile. Gittikçe daha mı heyecanlı oluyor ne? :)

    YanıtlaSil
  5. Ahahha! daha kelimeler düzhün çıkmıyor ağızdan ama kelimelerin alası çıkıyor her nasılsa çocuklardan:)

    YanıtlaSil
  6. Sibel,çözmüş çocuk anneyi :)

    İlknurcuğum,isteklerde sınır yok ama.Biri biter,biri başlar.Kendi de dalga geçiyor bazen bu konuyla,kölelerim yapın dediklerimi,ben sizin kralınızım deyip gülüyor :)

    Çakıltaşım,evet,babası yanlış söylediklerini düzeltmeye çalışıyor bazen,ben zorla durduruyorum.Nasıl olsa öğrenecek bir gün.Ama o zaman bu kadar şirin olmayacak :)

    YanıtlaSil
  7. Selenciğim,peçiç çok zevkli bir oyun ama satın alınacak bir oyun değil.Daha doğrusu ben bir yerde satıldığını duymadım hiç.Evde,herşeyi,bezi,piyonu,boncuğu el emeğiyle hazırlanıyor.Rüzgarın Gölgesi'ni okumana,hem de benim tavsiyemle okumana çok sevindim.Evet,başlarda durağan bir romanken gittikçe daha cazip bir hal alıyor.Zaten yarıdan sonrasını ben bir gece sabaha kadar uyumayarak bitirmiştim.Bir de kitabın başlarında,okuma sevgisi,kitap sevgisi ne kadar güzel,ne kadar özgün anlatılmış farkettin mi?Ben o kısımlara bayılmıştım :)

    YanıtlaSil
  8. Müminem sorma,laf ebesi bunların hepsi :)

    YanıtlaSil
  9. Bende şu ana kadar en çok iz bırakan yeri Fermin'in Daniel'a annesiyle ilgili şu söyledikleriydi. "Bu nedenle mi Julian Carax'ın gizemini çözmeyi başarıp onu unutulmaktan kurtarırsan, annenin yüzünün sana geri döneceğine inanıyorsun?" Bu noktada boğazıma bir yumru oturdu sanki... Sonunu çok merak ediyorum bakalım nasıl bitecek. :)

    YanıtlaSil
  10. Selencim,ne ilginç değil mi bir kitabı okuyan her kişinin ayrı ayrı cümlelere vurulması.Bunu yapabilen yazar gerçekten başarmış demektir bence.Her kalpte,her akılda ayrı yer bularak.Sonu ne olacak acaba merakı aynen bende de vardı.O yüzden zaten uyku muyku dinlemeden bitirmiştim.Hem ilginç,hem de hoş bitiyor sonu.

    YanıtlaSil

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails