8 Nisan 2010 Perşembe

Empati kuramadığım lise gençliği


Öğrencilerim beni seviyordur herhalde.Zorlayıcı bir öğretmen olmadığımı düşünüyorum çünkü.Benim dersimi dinlemek istemeyen dinlemeyebilir mesela.Dersi engelleyecek davranışlar içine girmediği müddetçe kitap mı okumuş,başka derse mi çalışmış,yatmış uyumuş mu ilgilenmem ben.Zaten tersinin,yani zorla tahtaya baktırmanın,zorla not tutturmanın ne anlamı var.Göz bakarken de kafa başka yerde olacaktır nasıl olsa.

Öğrencilerin kılık kıyafetine karışmayı da anlamsız bulurum,tabii abartmadığı müddetçe.Saçı açık gelmiş,koluna bileklik takmış,dudağına hafif bir parlatıcı sürmüş,ne sakıncası var.Tam ergenlik döneminde,tüm ilgileri kendilerinde ve karşı cinsteyken cazibeli,farklı görünme çabalarından daha doğal ne olabilir ki.Biz farklı mıydık sanki?Saçımın bir türlü forma sokamadığım kahkülünü düzeltmeye ayırdığım zamanın o günkü fizik yazılısına çalıştığım zamandan daha uzun olduğunu hatırlıyorum.Genel düşünce böyle süs püsle uğraşmanın öğrencilerin ilgisini dersten uzaklaştırdığı yönünde.Komik bir cümle.Zaten bu adamların ilgisi başka taraflarda olduğundan süslenip püsleniyorlar.Sen onun saçını kestirmekle kafasının içindekileri de kesip atamazsın ki.Bir de üstüne kendinden uzaklaştırırsın.

Bu kadar empati kurmaya çalışmama rağmen yine de anlayamadığım anlar olmuyor değil.Dün 10. sınıftan iki kız saçsaça başbaşa birbirlerine girdiler.Bağırış,çığlık,kıyamet.Sonunda anladık ki ikisi de aynı oğlanı seviyormuş.Böyle kavgalara vesile olduğuna göre oğlan da matah bir şey olsa içim yanmaz.Çirkin,itici,40 tane gönlüm olsa birini vermem diyeceğin bir tip.

Benim bildiğim erkekler kız için kavga edermiş zamanında.Bu kadar mı değişmiş her şey.Bunu anlamaya çalışıyorum çalışıyorum,ı-ıh başaramıyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails